30 Ağustos 2009 Pazar
SORUN ÇOKSA EYLEM KAÇINILMAZ OLUR
"Neyi görmeli, Ne yapmalı ve Nasıl yapmalı" sorusu bizim için ne kadar önemli!
Hepimiz TOG´un misyonunu ve vizyonunu benimsemiş ve bu yolda gençlerin katılımını sağlama amacına öncülük ediyoruz. Faal olacağımız alan parçalı alan değil. Herkes farklı herkes eşit sloganı düşünce alanımız için gençlik sorunları için eylemler için mücadelemiz için çok önemli. Uğraşlarımız faaliyetlerimiz eylemlerimiz sesimiz tüm gençlik için meşakkatli bir yoldan geçecektir. Aceleciliğe maceracı bir hatta sürüklenmeden kararlarımızdan duruşumuzdan programlarımızdan taviz vermeden, birlikteliğimizden güç alarak koşulları değiştirmeye cüret etmeli ve sürekli hareket alanını genişletmeliyiz.
Bu yüzden minibüsümüz bulduğu sorunların üzerine somut araçlarla tüm gençliği düşünerek gitmeli ve yoluna devam etmeli.
Gençlik sorunları için gençlerin katılımı için Araştırmaların, raporların, eylemlerin, haberlerin her türlü verinin bizim için önemli olduğunu düşünerek ekte Birleşmiş Milletler Kalkınma Programında Türkiye 2008 İnsani Geliştirme Raporu vardır
Raporda Türkiye´de gençlik üzerine yazılar vardır ayrıca raporun 5. bölümü gençlerin katılımı üzerinedir. Faydalı olacağını düşünerek sizinle paylaşmak istedim.
http://www.undp.org.tr/publicationsDocuments/NHDR_Tr.pdf
29 Ağustos 2009 Cumartesi
SORUNA MUHATTAP OLMA ZAMANI DEĞİL Mİ!?
Başvuran İki Üniversiteliden Biri Yurtlara Giremiyor
Üniversiteli gençlerin yüzde 45'i YURTKUR yurtlarına giremiyor. Bilgi Üniversitesi'nden Kurtaran "Yurt ve yatak sayısı artmalı. Bir odada iki kişiden fazlası insanlık dışı" diyor.
Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi'nden Yörük Kurtaran, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu'na (YURTKUR) başvuran 100 üniversiteli gençten 45'inin, yani her iki kişiden birinin yurda giremediğini söylüyor. Yurtta kalabilenlerse, en az dört yıl boyunca, kişi başı ortalama 13,5 metrekarede yaşamak zorunda kalıyor.
Bir odada en az altı kişi
Birim'in 10 ilde 425 üniversiteli gençle yürüttüğü çalışmaya göre, özel ve devlet yurtlarında kalan gençlerin yüzde 41'i, bir odada 6 ve daha fazla kişi kalmak zorunda. Kurtaran "En az dört yıl boyunca bir odada iki kişiden fazla kalmak insanlık dışı" diyor.
YURTKUR'un kendi rakamlarına göre, 78 il, 89 ilçede toplam 233 yurt, 211.703 yatak kapasitesi var. 2008-2009 öğretim yılında 85 bin 579 öğrenci yurtlara yerleştirilmiş durumda. Türkiye'deki üniversite öğrencisi sayısıysa 1 milyonun üzerinde.
Devlet yurdu ücretsiz değil
Öğrenciler yurtlara bu yıl, ayda en az 84 TL ödemek zorunda. YURTKUR'un özel nitelikli diye tanımladığı yurtları aylık ücretiyse 96-165 TL arasında değişiyor.
"Yurtların nasıl değişeceğini ancak gençler anlatabilir"
Barınma aslında uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınmış bir sosyal hak. Yani herkese sunulması gerekiyor. Ama durum böyle değil.
Kurtaran'a göre, yurtların sayısı ve yatak kapasitesi artmalı, ama iş bununla bitmiyor. "Yurt bir yaşam alanıdır; sadece bina değildir" diyor Kurtaran. Bu yaşam alanının nasıl iyileştirileceğini, sorunların ne olduğunuysa, en iyi, sorunları yaşayan gençler biliyor. Kurtaran "Üretilecek herhangi bir politikada, oluşturulacak çözümde mutlaka gençler konuşmalı" diyor.
Koridordan uzatma kablosuyla saç kurutma
Yurtta altyapı ciddi sorunlardan biri. Araştırmada konuşan genç kadınlar, odalarında elektrik prizi bulunmadığı için, saç kurutma makinelerini koridorda, metrelerce uzaktaki prize, uzatma kablosuyla "kaçak" olarak bağlamak zorunda kaldıklarını anlatıyor, örneğin.
Kurtaran bir başka örneği İnternet erişimiyle ilgili veriyor: "Bugün 18 yaşında olmakla, 20 yıl öncesi arasında ciddi fark var. İnternet gençlerin günlük yaşamının vazgeçilmezi. Yurtlarda ücretsiz İnternet erişimi sağlanmalı" diyor.
Bir başka örnek, yemekler: Gençlerin yüzde 65'i yurtlarda çıkan yemekten memnun değil. Odalarda veya yurttaki başka ortak mekanlarda yemek pişiremedikleri, dışardan yemek de pahalı olduğu için beğenmedikleri yemekleri yemeye mecburlar.
Okula yakın olmalı
Araştırmaya katılan gençlerin çoğu, yurtların ve kaldıklar evlerin okula yakın olmasını istiyor. "Çünkü zamanlarını yolda geçirmek istemiyor, yola para harcamak istemiyorlar" diyor Kurtaran. Dolayısıyla yurtlarla ilgili herhangi bir plan, bu faktörü gözetmek durumunda.
100 gençten 82'si "devlet müdahale etsin" diyor
Kurtaran, araştırmanın en çarpıcı rakamlarından birininse gençlerin çözüm talebi olduğunu söylüyor: "Gençlerin yüzde 82'si, 'devlet veya belediye bu konuda bir şey yapsın, müdahale etsin' diyor. Yani, sosyal devlet istiyorlar." (TK)GENÇLERİN BARINMA HAKKI
Başvuran İki Üniversiteliden Biri Yurtlara Giremiyor
Üniversiteli gençlerin yüzde 45'i YURTKUR yurtlarına giremiyor. Bilgi Üniversitesi'nden Kurtaran "Yurt ve yatak sayısı artmalı. Bir odada iki kişiden fazlası insanlık dışı" diyor.
http://bianet.org/bianet/insan-haklari/114618-basvuran-iki-universiteliden-biri-yurtlara-giremiyor
27 Ağustos 2009 Perşembe
YARATICI DÜŞÜNCE TEKNİKLERİ2

26 Ağustos 2009 Çarşamba
Bir festival haberi
“Civil Voices” Festival, organized by Civil Society
Development Center (STGM) with the participation of various civil society organizations from Turkey, will be realized from 25th to 27th of September at Küçükçiftlik Park, in Maçka, İstanbul. The festival, whose theme will be “Civilizing and Change”, will host various meetings, stands, cultural and artistic activities, workshops, colloquys, short film and documentary screenings and several other events.
www.sivilsesler.org...
www.stgm.org.tr...
İŞSİZLİĞE, KALİTESİZ EĞİTİME YATIRIM
Her ile üniversite açıp o ilin gelişeceğine inanan ve bunun üzerinde politikalar üreten devlet ne yazik ki! kalitesizlikten ödün verdi. Gene bölgesel dengesizliğn ekonomik sorunların içine düştü.
Haberimize bir bakalım!
Tabela Üniversiteleri Zorda!
Gerekli kriterler yerine getirilmeden kurulduğu için yoğun eleştiriler alan ve "tabela üniversite" olarak nitelendirilen üniversiteler, yaşanan akademik kadrolardaki açık yüzünden zor durumda. Türkiye genelinde tüm illerde üniversite ya da üniversitelere bağlı fakülte ve yüksekokullar açılmasına rağmen, fiziki mekân ve akademik kadro yetersizliği, öğrencileri başka adreslere yönlendiriyor.
AMA BİZ BURAYI KAZANMADIK!
Bu yıl Hakkâri Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi"ni kazanan tüm öğrenciler, Çukurova Üniversitesi"nde (ÇÜ) öğrenim görecek. ÇÜ Rektörü Prof. Dr. Alper Akınoğlu, Newsweek dergisine yaptığı değerlendirmede, üniversitesinin durumunu anlattı. Akınoğlu, ÇÜ” nün 12 fakültesi, 4 yüksekokulu, 8 meslek yüksekokulu, 1 devlet konservatuarı, 3 enstitüsü ve 23 araştırma ve uygulama merkezi olduğunu ifade etti.
MİSAFİR PERVER!
Akınoğlu, “Üniversitemiz, bu çabalarının yanı sıra başka üniversitelerin öğrencilerine de kucak açıyor. Gerek fiziki mekân, gerekse akademik kadro yetersizliği bulunan üniversitelerimize bu ihtiyaçlarını gidermede büyük katkı sağlıyoruz. Sütçü İmam Tıp Fakültesi öğrencileri, yaklaşık 10 yıldır olduğu gibi bu yıl da ilk 3 yıllık eğitimlerini üniversitemizde alacaklar. Hakkâri Eğitim Fakültesi"ni kazanan 125 öğrencinin tamamı da ÇÜ"de öğrenim görecek. Selçuk Hukuk Fakültesi"ne biz geçen yıl 20 öğrencimizi vermiştik. Bu yıl ise bu üniversitenin tüm hukuk fakültesi öğrencilerini ÇÜ"de konuk edeceğiz” dedi.
28"İ BİR İSTANBUL ETMİYOR!
Hükümet, "her ile bir üniversite" sloganı ile hareket ederken, kurulan 17 üniversite ve bu yıl bütçeye yeni giren 9 üniversitenin toplam bütçesi, İstanbul Üniversitesi"nin bütçesine yetişemedi. 2009 mali yılı genel bütçe ödenekleri belirlenirken, 2007"de ve 2008"de kurulan 28 üniversiteye toplam 406 milyon 450 bin TL bütçe ayrıldı. 2009 mali yılı genel bütçe ödeneklerine göre İstanbul Üniversitesi bütçeden 486 milyon TL pay aldı.
Geçen yıl ve bu yıl kurulan üniversiteler, 2009 yılı bütçesinin yanı sıra 2010 ve 2011 tahmini bütçelerde de "tabela bütçesi" ile yetinecek. Toplam 28 üniversitenin 2009 yılındaki bütçesi 406 milyon TL olurken, 2010 yılı tahmini bütçesinde bu üniversitelere 507 milyon TL, 2011 yılı tahmini bütçesinde ise 652 milyon TL ayrılması öngörüldü.
20 YILDA ANCA KAMPÜS OLURLAR
Son iki yılda kurulan 41 üniversitenin altyapı yatırımları için 10 milyar dolar ve 30 bin de öğretim üyesi eksiği, üniversitelerin "tabeladan ibaret" olduğu gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, gerekli ödeneğin ayrılmaması ve öğretim elamanı sıkıntısının giderilmemesi durumunda üniversitelerin ancak 20 yıl sonra kampus haline gelebileceğini söylüyor.
Gençlik nedir? ''CEVAPLIYORUM''

Gençlerin en büyük sorunu işsizlik ''ANKET''

Araştırmaya katılan genç işçilerden yüzde 76,7'si kamuda, yüzde 23,3'ü özel sektörde çalıştığını belirtilidi. Araştırma, genç işçilerin sendika yönetiminde oldukça düşük düzeyde temsil edildiğini ortaya koydu.Sendikalarda aktif görevi olduğunu ifade edenlerin sayısı 128'de kaldı. Genç işçilerin sendikalarına hangi sıklıkla gittikleri sorusuna, sendikaya "ara sıra gittiğini" söyleyenlerin oranı yüzde 43,6'yı, "hiç gitmediğini" söyleyenlerin oranı ise yüzde 29,5'i buldu. Sendikaların gençlere yönelik yeterli faaliyet yürüttüğünü düşünenlerin oranı yüzde 6,6'da kalırken, genç işçilerin yüzde 43,2'si bu konuda bilgisi olmadığını ifade etti.
İşsizlik sorununu yüzde 16 ile eğitim, yüzde 11,7 ile örgütlenme ve dayanışma, yüzde 10 ile yoksulluk yüzde 9,8 ile sosyal güvenlik ve sağlık izledi.Yapılan araştırmada genç işçilerin 3'te 1'i, önlerindeki en büyük sorunun işsizlik olduğunu belirtiyor
İletişim Kanalları
E-Posta grubumuzu kurduk. Hızlı bir şekilde hepinizin dahil olması çok önemli. Sen yoksan, biz eksiğiz.
E-Posta grubunu daha sağlıklı kullanabilmeniz için, hepinize gmail hesabı açmanızı öneriyorum. Çünkü google üzerinden bir çok hizmet almayı planladık.
İşte e-posta adresimize dahil olabileceğiniz sayfa: http://groups.google.com/
GENÇLİK EYLEM GRUBU (ekipler)
Gençlik Eylem Grubu'nun ne olduğundan, ne yapmak istediğinden, neler yapabileceğinden bahsettik biraz...
O zaman biraz teknik bilgi vermenin sırası gelmiştir. Yani aktivistler gençlik sorunları üzerine eylemler kampanyalar yapacaklar ama nasıl?? Önce görev tanımı ee sonra da paylaşımı dedik ve ekiplerimizi belirledik. Ekiplerimiz ve genç aktivistlerimizin listesi hemen aşağıdadır:
Gündem Ekibi
Süleyman Selçuk TANGÜL
Ergün ZENGİN
Sevgi ...
Rengin ERGÜL
Stratejik Gönüllü Planlama Ekibi
Fulya SARICA
Bulut ÖNCÜ
Seda IŞIKAL
Onur CANITEZ
Can ...
Mehmet Akif GÜNEŞ
Serkan DÜNDAR
Türker SÜTÇÜ
İletişim Ekibi
Barış KORU
Hakan ÜNAL
Zeynep ÇELİK
Ahmet ASLAN
Hücrem ...
Özgür ÜZDEN
Eğitim Ekibi
Necmettin YÖRDEM
İbrahim ÖKTEN
Yılmaz AKKAYA
Süleyman Selçuk TANGÜL
Kaynak Ekibi
Aylin KIZIL
Can ...
Mehmet Zana ESENGÜL
Bu yolda bize eşlik etmeniz dileğiyle, gençlik eylem grubu adına sevgiler...
GEG İlk Adım - Nedir?
Bu kelimeler etrafında toplanan 20 genç yeni bir oluşumun altına imza atıyorlar. Bu güne kadar tartıştıkları, çözümler ürettikleri sorunları karar mercilerine iletmek için bir araya geliyorlar ve bütüncül bir yaklaşım ile lobicilik faaliyetleri yürütmeye hazırlanıyorlar.
Yapılarını, yol haritalarını ve işleyişlerini belirleyerek, kendilerine bir de isim koyuyorlar. GEG diyorlar kısaca kendilerine, yani "Gençlik Eylem Grubu".
Amaçları TOG içerisinde eksikliğini gördükleri aktivist yaklaşımları gençlik sorunları alanında kullanmayı, kampanyalar, eylemler gerçekleştirmeyi hedefliyorlar. Hem de tüm Türkiyede, üniversitelerde, meydanlarda, hatta sokaklarda.
Farklı bir heyecan ile farklı bir oluşumun ilk adımları atıldı. Bu adımlar için ise yavaş ama emin adımlar ile gerekli ihtiyaçlar gideriliyor.
GEG Hakkında detaylı bilgiyi yine bu sayfalarda bulacaksınız. Daha örgütlü ve iletişim kanalları yapılandırılmış şekilde, kısa süre sonra, daha detaylı bilgilendirmeyi yapacağız.
Değil mi GEG ekibi:)
Atölyemizde ki 2. Günümüzz..
Sonrasında ise ‘’hayat gerçekten zor’’ ile devam ettik. Gençliğin problemlerini tekrar görerek bunlara çözümler üretmeye çalıştık.
Daha sonrasında alet edavat bölümümüz de ‘’orijinal hareketler bunlar’’ diyerekten STK lardan yaratıcı video ve afiş örneklerini inceledik..
Durma diyerek de tüm gece tespit ettiğimiz sorunlar üzerine somut adımlar atmak üzerine çalıştık.
25 Ağustos 2009 Salı
Gençler Sorunlarına Çözüm Arıyor ! "Eğitim"
Bu yazımızda, gençlerin katılımı atölyesinde eğitim sorunlarımız hakkında yaptığımız tartışmaları ve çözüm önerilerini bulacaksınız.
- Eğitim Sorunu
-Üniversitelerde, Türkiye'de yaşayan farklı etnik kökenlerin dil ve kültürlerini araştıran bölümlerin açılması ve araştırmaların yapılması
- (1)İlköğretim,lise ve üniversiteler arasında seçilecek pilot okullarda çalışan öğretmenlerin devlet tarafından non-formal eğitim modeli konusunda eğitilmeleri ve bilgilendirilmeleri
(2)Belirlenen pilot okullarda non-formal modelin kısmen uygulanmaya başlanması
(3)Bu modelin daha sonra tüm okullara yaygınlaştırılması
- (1) Devlet-STK işbirliğiyle, kırsal alanlarda o bölgenin özellikleri de gözönünde bulundurularak üretim atölyelerinin açılması ve uzun vadeli kredilerin sağlanması
(2)Okul çağındaki çocuklarını okutan ailelere kredi konusunda öncelik ve kolaylık sağlanması
- Belediyelerin burs verebilmesi için bir kanunun hazırlanması
- (1)Liselerde ve ilköğretim okullarının müfredatlarına pratik yurttaşlık derslerinin konulması
(2)Öğretmenlerin eğitimi
(3) Pilot okul uygulaması
(4)Yaygınlaştırma
- (1)Burs vermek isteyen şirket,dernek ve vakıfların burs fonlarının ortak bir fonda toplanması
(2)Devlet-STK ortak çalışmasıyla burs komisyonunun oluşturulması
(3)Bursların öğrencilere bu komisyon tarafından sağlanması
(TARIŞMALI)
(Aylin-Bulut-Serkan)
Not: Bu çalışmamızın GEG Gündem Ekibi için faydalı olacağına inanıyoruz...
katılım yollarına yapılan vurgu
Haydi Genç, Harekete Geç
Atölye çıktılarını en kısa zamanda arkadaşlarım sizinle paylaşacaktır. Ama önemli olan izleyeceğimiz bu yolda, kişisel bakış açılarımızı geniş tutabilmemiz. Bunu düşünürken yapabileceklerimizin de farkına varalım. Bugün ekonomik kriz toplantısına Gençlik Sivil Toplum Kuruluşu olarak TOG çağrılıyor!!!!!!
Atölyeden sonraki süreci değerlendirirken, Kendinizi uzay gibi sonsuz bir Sivil Toplum Alanında yürüyorken düşünmenizi istiyorum. Toplum Gönüllüsü gençlerin 6 yıllık süreçte oluşturdukları mekanizmaları hepimiz biliyoruz. Gençlerin yine yeni politikalara imza atması an meselesi olabilir.
Artık gençlerin tek yürek olması gerekmiyor mu ?
Ötekileştirmekten artık yorulmadık mı?
Artık Devlet Politikalarına etki etmenin bir yolunu bulma zamanı gelmedi mi?
Taşlı, sopalı eylemlerden sıkılmadık mı?
Soruyorum sizlere......... :)))
24 Ağustos 2009 Pazartesi
Her şey gönlümüzce olsun

yeni bir heyecan yeni bir hareket
dün gece aranızdan ayrıldım ama aklım hala yeni oluşan hareket grubunda, aslında hersey güzel ve daha da güzel olacak bazıları bu sisteme basit derler ama herşey küçük ayrıntıda gizli olduğunu unutmayalım. bazıları bunlara savsata der ama bizler bu fikirler etrafında birleşen gençlik eylem grubuyuz. böylece güvenimiz özverimiz ve tecrübelerimizle hersey dahada iyi olacak.
en kısa zamanda görüşmek dileğiyle:D
eğitim!! paylaşım:)
Bir festival, “Sivil Sesler” festivali, Sivil Toplum Gelistirme Merkezi duzenliyor.
25 – 27 Eylul 2009, Macka’da Kucukciftlik Park’ta.
Detaylar asagida ve www.sivilsesler.org ‘da
23 Ağustos 2009 Pazar
yeni bir heyecan
Uzun tartışmalar ...proje mi olsun , eylem mi , yok yok en iyisi kampanya...
Fikrin bini bir para ,havada uçuşuyor düşünceler...kimi zaman ana konuyu unutup sığ sularda yüzülüyor...ama yorulsak da devam ;
_ "arkadaşlar herkes beni duyuyor mu ? " diyor Türker...arkadaşlar...."arkadaşlar herkes beni duyuyor mu ? " ...arkadaşlar ...diye uzayan bir süreç ve en sonunda ekip dinliyoruz moduna geçer...
Gençlerin Katılımı , tema , somut fikirler , "aman ha proje olmasın"... ve derken "arkadaşlar ben de miyiz ? "
yol haritası , ilk ateş , başlangıç noktası , bütçe , iletişim , süzgeç ...
Güven , Özveri ve Tecrübe derken yavaş yavaş ortak paydada buluşma raundları...Kapsayıcı , çözüm üreten , aktivist , katılımcı , genç ...
Ve Gençlik Eylem Grubu ( GEG )
'' Kelebek Etkisi ''

*Gençlerin yerel gençlik sorunlarını ve ihtiyaçlarını karar vericilere duyurmalarını sağlamak,
Kamu kurumları ve karar vericilerle gençler arasında diyalog başlatmak ve bunu sürdürülebilir kılmak,
*Gençlerin karar vericilerle ortaklık kurmalarını sağlamak,
Yerel gençlik sorun ve ihtiyaçlarından yola çıkarak ulusal gençlik politikasının oluşması için zemin hazırlamak,
*Gençlerle gençler arasında diyalog ve ortaklıkların oluşmasını sağlamak,
*Gençlerin gençlik politikalarıyla ilgili ortak hareketini başlatmak,
*Gençlerin uzlaşı kültürünü geliştirmek,
*Gençlerin Avrupa’da uygulanan gençlik politikalarından haberdar olmasını sağlamak,
*Gençlerin kendi hak ve sorumluklarının farkına varmalarını ve dolayısıyla katılımı ve aktif vatandaşlığı güçlendirmek,
*Gençlik dernekleri, toplulukları, grupları, siyasi parti gençlik kolları, gençlik kulüpleri arasında uzlaşı, işbirliği ve ortaklıkları geliştirmek,
*Gençlik dernekleri, toplulukları, grupları, siyasi parti gençlik kolları, gençlik kulüpleri arasında uzlaşı, işbirliği ve ortaklıkları geliştirmek,
*Gençler arasında hoşgörü ve anlayışı geliştirmek,
*Gençlerin farklı bölge ve illerdeki gençlik sorunlarını tartışmalarını, farklı ve benzer taraflarını görmelerini sağlamak,
*Gençleri Türkiye’de sunulan farklı fon imkânlarından haberdar etmek,
Gençler ve Daima Genç Kalanlar

gümbür gümbür
çıktığımız bu yolda sizden alacağımız destek bizi çok daha iyi yerlere götürecek bundan eminim
hadi hep beraber gençliğin katılımı
NE BU KİŞİ TATLI, SEVİMLİ,BİRİCİK,GÖNLÜMÜN SULTANI,HAKLARIMIZIN SAVUNUCUSU,ADALETİN TOG SİMGELERİNDEN BİRİ RENGİN Mİ?
DOĞUM GÜNÜN SANA MUTLULUKLAR GETİRSİN RENGİN...
KALBİNİN ENGİN DERİNLİKLERİNE VE DÜŞÜNCELERİNİN DİPLERİNE DALDIĞINDA ORALARDA HİÇ BİR ŞEYİN UKTE OLARAK KALMAMASI,GERÇEK OLABİLMESİ DİLEĞİYLE...;)
ZEYNEP-HÜCREM-HAKAN:)
22 Ağustos 2009 Cumartesi
ÖrGüTlEnMe PoLiTiKaSı!!!
- ilköğretimden itibaren ders müfredatına sivil toplum, gönüllülük gibi kavramların-oluşumların konulması gerekiyor. ve bu ders sadece teorik te değil pratikte de geniş bir alanda uygulanması gerçekleştirilmelidir.
- vergi alımında eğitime ayrılan yüzde payının arttırılması ve eğitimin %100 parasız hale getirilmeli. bunun sonuncunda geçim derdi, part tıme çalışma gibi uğraşlardan kurtularak örgütlenerek bir şeyler yapmasına zaman sağlanmalı.
- ulusal ve uluslar arası gençlik konseyi oluşturulmalı...
- yüksek öğretim kurumları üniversitelerin yerel gençlerle üniversite gençliğinin örgütlenerek birşeyler yapmasına olanak ve zemin sağlamalı.
-GrUp SüPüRgE-
S.S.T.
S.I.
N.Y.
GENÇLERİN İSTİHDAMI..
1) 19 mayısta gençlerin istihdamı ile ilgili yerel politikalar ve faaliyetler varmı?
2) Ekonomik kriz istihdamı etkiledi mi?
3) Okumuş olmak iş bulmada bir avantaj mı?
CEVAPLAR
Bahadır market;
1) Şimdiye kadar olmadı ama bundan sonra olacağını düşünüyorum. Bu konuda verilen vaatler var.
2) Krizden sonra işi olan gençlerde işsiz kaldı diyebilirim.
3) Okumuş olmak iş bulmada bir avantaj sağlamıyor.
Özer kırtasiye;
1) Şu ana kadar herhangi bir çalışma olmadı ama son seçimlerde sözler verildi.
2) Krizden sonra daha kötü oldu. Gurbette çalışan gençlerimiz geri geldi.
3) Evet sağlıyor. Teknik eleman olduğu zaman tekel gibi kurumlarda iş bulma imkanı artıyor.
Tafhan ticaret;
1) Eğer kendi iş yerin olursa para kazanabiliyorsun aksi takdirde kriz öncesi de sonrası da iş imkanı yok. Kurumlarda sezonluk işçi aldıkları için sadece 4 ay çalışabiliyorlar sonra yine işsizler ve bu konuda hiçbir politika ve faaliyet yok.
2) Krizden sonra tekelden 45-50 kişi işten çıkarıldı. Dışarıda çalışan bir çok tanıdığımız işlerinden oldukları için geri geldiler. Krizden sonra dükkanını kapatmak zorunda kalan bir çok esnafta oldu.
3) Okumak Engiz’de hiçbir işe yaramıyor. Okuyup inşaatta çalışan birçok kişi var. Burada iş imkanı olmadığı için herkes kaçıyor kalanlarda bizim gibi sürünüyor.
Fatih market;
1) Tam anlamıyla böyle bir çalışma yok.
2) Engiz’de krizden öncede iş yoktu şimdide yok.
3) Okuduğun bölüme göre değişiyor. Tabiri caizse muhakkak bir dayın olması gerekiyor. Eğer tanıdığın varsa ilköğretim mezunu olmak iş bulmak için yeterli..
Erel ticaret;
1) Herhangi bir çalışma yok.
2) İşsizlik hep vardı. Krizden öncede sonrada…
3) Okumak iş bulmada hiçbir avantaj sağlamıyor. Dayısı olmayana iş yok…
Ülkemizde yaşanılan işsizlik ve ekonomik sorunlar, gün geçtikçe artmaktadır. Diğer ülkelerinde içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar yüzünden ülkemizde etkilenmiş ve işsizlik sorunu iş yerlerinin kapanması ve toplu işten çıkarma gibi nedenlerden dolayı biraz daha büyümüştür. Bu durum zaten çok yeterli olmayan ekonomik imkânları daha geriye götürmüştür. Aile içinde sadece erkek bireylerin bir işte istihdam ediyor olması da bu ekonomik yetersizlik sorununa çözüm üretmemektedir. İşyeri açmanın ya da bir iş yerinde istihdam etmenin kültürel özellik olarak çok fazla desteklenmediği için bu konu üzerinde çeşitli eğitimler gerçekleştirilmelidir.
Türkiye’de yaşayan insan sayısı 2008 sayımına göre 71.517.100 kişi olarak görünmektedir. (TUİK) Bu sayının 35.901.154’ünü erkek nüfusu oluştururken, 35.615.946’sını da kadın nüfusu oluşturmaktadır. Bu verilere göre erkek nüfus oranı % 50,2 olurken kadın nüfus oranı ise %49,8 olarak görünmektedir. Türkiye’de Aralık 2008 tarihi itibariyle kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus yaklaşık 50 milyon 339 bin iken, işgücüne dâhil olmayan nüfus 26 milyon 330 bin civarında görünmektedir. (TUİK) İşgücüne dâhil olmayan 26 milyon nüfusun %44,8 inin sadece ev işleriyle meşgul olan kadınlar oluşturmaktadır. Buna bağlı olarak çalışma çağındaki kadınların sadece % 24,3’dür. Bu oran Türkiye’nin, Ekonomik işbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri içinde, son sırada yer aldığını göstermektedir. Bu %24,3’lük oranın, AB ülkeleri ortalaması olan % 56’dan çok gerilerde olduğu görülmektedir. 1980 yılı verilerine göre iş gücüne katılma oranımız kadınlarda %45,8 iken, 2000 yılına baktığımızda bu oran %39,6 ya kadar düşmüştür. İçinde yaşadıkları toplumunda etkisiyle yeterli çalışma bilgi ve becerisine sahip olmadıkları için, çalışma hayatında yer almayan kadınların eğitim programlarına katılmaları ve aktif iş gücü piyasasında yer almaları için eğitim olanakları sağlanmalı ve verilen bu eğitimler alanında işyeri açmaları konusunda desteklenmeli ve istihdam edilmeleri sağlanmalıdır.
daha ayrıntılı bilgi için http://www.tuik.gov.tr/
Gülesin Nemutlu/Yörük Kurtaran: “Gençler eğitilmiyor, ehlileştiriliyor”
“Devletten, ‘gençlik dernekleri’ için son üç yıldır en fazla para alan ilk üç il Ankara, Trabzon, İzmir oldu. Hangi gerekçelerle, hangi derneklere yardım yapılıyor, ortaya çıkmalı. Süreç şeffaflaşmalı.”
“Karşılaştıklarında, Avrupalı genç, Türk gencine Kürt ve Ermeni meselesini soruyor. Türk genci ise ona ancak ‘Biz Viyana’ya kadar gitmiştik, orada yaşıyorsun şimdi sen, değil mi’ diyebiliyor. Bizde yakın tarih öğretilmiyor.”
Devamını Okuyun
SoRdUğUmUzA PiŞmAn OlDuK..:X
TOPLUMCULAR TOPLUMCULAR HALA YÜRÜYOLAR..
Depremin 10. yıl dönümünde, her alanda ''bürokrasi depremi''

Kaçın öcü geliyooooor,Kaçın Örgütlenenler geliyor!!!
sabah mahmurluğuyla,çalışma odasında Bulut'un sesinden şarkılar dinlerken; Neco Allah'ınızdan buldunuz diyerek pis pis sırıttı.Duvardan söküp aldığı zarfı heyecanla açtı:P
Zarfta ki yönergeler doğrultusunda,önce ekmek fırınına gidip yönergeleri okuduk, oradan neredeyse Engiz'deki tüm dükkanları gezip tek tek yönergeleri takip ettik.
Veee bizim konumuz olan örgütlenmeyle ilgili sokaklarda röportaja başladık.
Soru:Örgütlenme düşüncelerini eyleme geçirme konusunda ne düşünüyorsunuz?
-Türkiye'de gençler devlete başkaldırıyor.Herşeyde yakıp yıkıp eyleme geçiyorlar.Devlet malına zarar veriyorlar.Örgütleneceklerine çalışsınlar,adam olsunlar okusunlar.
-Boyun eğmemek kendi çıkarlarını düşünerek ve ülkesinin çıkarlarını düşünerek en demokratik şekilde mücadele etmelidir.
-Örgütlenme kötü bişeydir.Örgütlenmek diyince aklıma savaş geliyor,dağdakiler geliyor.Örgütlenmek kötü bişeydir.Gençler dinden oluyor içkici oluyor.
-Çalışmaktan örgütlenmek için vaktimiz kalmıyor.Hadi örgütlendin diyelim bu adamlar kendi çıkarları oldu mu satarlar.
-Gençlerin örgütlenmesi güzel bişey siz ne güzel para almadan birleşip bir şeyler için emek veriyorsunuz örgütleniyorsunuz..
Böylece yaptığımız röportajlarda ne kadarda örgütlenme kelimesinden öcü gibi korktuğumuzu,örgütlenmenin hem zaman kaybı hem devlete zarar olduğunu düşünecek bir toplum olduğumuzu farkettik...
Ey genç şimdi harekete geçme vakti..Örgütleneceğizde bir şeyleri değiştireceğiz de..
Grup süpürge
http://www.taraf.com.tr/haber/34454.htm
http://www.taraf.com.tr/haber/35363.htm
SaMSuNLuLaR 'SaĞLıKSıZ' oLMaKTaN ÇoK MeMNuN...:X
Bugünkü ilk atölyemizde bize gizemli zarflar hazırlandığını ve zarfların içinde çeşitli görevlerin bizi beklediğini gördük.Sonra düştük yollara...
Biz:Sağlıkçılar Grubuyduk.(Özen Yılmaz Hakan)
Görevlerimizi 'Sağlık' alanıyla ilgili belirli şeyler yaparak tamamlamaya çalıştık.Sokakta rastladığımız herkesle sohbet ettik.Sohbetlerimizin içeriği 'Genel Sağlık Bilgilerimiz ve Sağlık Haklarımız'dı.Bizce durum çok vahimdi.İnsanlara çeşitli sorular sorduk ve aldığımız cevaplar bizi bayağı şaşırttı ve düşündürdü.İnsanlar kendi 'Sağlık Hakları' konusunda bilinçsiz ve bilgisizlerdi. Sağlık Hakları sınırlarını bile bilmiyorlardı.İnsanlar 'Sağlık Hizmetleri' konusunda çevrelerinde var olan her şeyi yeterli görüyorlardı.Ama en basitinden sohbet ettiğimiz kimse her 6 ayda bir rutin ağız ve diş sağlığı kontrolüne bile herhangi bir hekime gitmiyorlarmış!
Gençlerin arasına karıştığımızda ise onlardan yine bizi şoke edici olumsuz şeyler duyduk.Genç nüfusun (ergenlik dönemi diye saydığımız ülkemizdeki 13-21 yaş arası gençlerin) 'Cinsel Sağlıkları' hakkında pek çok şeyden habersiz olduklarını,etiksel değerlere atıfta bulunarak kendi arkadaş ortamlarında bile bu konular üzerinde en küçük bir yorum bile yapmadıklarını öğrendik.'Genel Sağlık' bilgileri konusunda da eksik olduklarını gördük.Araştırmadıklarını, yorumlamadıklarını ve incelemdiklerini öğrendik,üzüldük...
Hakan olarak belirtmek istediğim iki şey var 'Sağlık Konusunda!':
İnsanlarla yaptığımız sohbet neticesinde ortaya çıkardığım iki yanlışımız var.Bildiğim kadarıyla onları düzeltmek istiyorum.
*Birincisi sağlık birimi olan 'Acil Servisler' sağlığımızla ilgili olumsuzluk yaşadığımız her durumda hizmet almak için başvurulacak birimler değildir!(Örneğin;vücut ısımızın yükselmesi neticesinde ortaya çıkan ateşlenmelerde Acil Servise başvurmamıza gerke yoktur!Ateşlenmeler basit sağlık bilgileriyle çözebileceğimiz bir sorundur.Ancak bize çok ciddi bir rahatsızlık durumu oluşturursa Acil Servislere başvurulmalıdır gibi...)
*İkincisi AIDS Bulaşıcı bir "Hastalık!" değildir.Lütfen bu konuda tam,nitelikli ve doğru bilgiler edinelim.O zaman herkesi örgütlenmelerinden 'Üreme Sağlığı' ve 'Sağlık Okur Yazarlığı' yaygınlaştırma eğitimleri istemeye/almaya davet ediyorum!
Genel Sağlık Bilgileriniz ve Sağlık Haklarınız konusunda benden istediğiniz bilgilenmeleri isterseniz alabilirsiniz...;)
Bu atölye çalışmasına dair aktaracaklarım bu kadar.Hepinize sağlıklı dileriz...;)
Şampiyon belli
5 kişiye soruldu: Son seçimlerde oy kullandınız mı ?
-3 kişi evet
-2 kişi hayır cevabını verdi.
5 kişiye soruldu: Eğitimin önemini gerçekten bildiğinizi düşünüyor musunuz ?
-4 kişi evet
-1 kişi hayır cevabını verdi.
5 kişiye soruldu: Gerçekten iyi bir eğitim aldığınıza inanıyor musunuz ?
-3 kişi hayır
-2 kişi evet cevabını verdi.
Fotoğraf makinemizin usb kablosu yanımızda olmadığı için fotoğraflarımızı ve videolarımızı maalesef yayınlayamıyoruz."Bilgi Edinme Kanunu" çerçevesinde fotoğrafları görmek istediğiniz takdirde yasal süre içerisinde (15 gün) size yanıt verilecektir.
Bir haber :
Kaynak: Haber 7
Atama bekleyen öğretmenler isyanda
Diğer EĞİTİM haberlerini okumak için tıklayınız...
Nimet Çubukçu'nun 8 bini okul öncesi toplam 15 bin öğretmen alınacak açıklaması atama bekleyen mezunları şok etti.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun 10 bini sözleşmeli, 5 bini kadrolu toplam 15 bin öğretmenin atamasını 14 Eylül 2009 tarihinde yapacaklarını bildirmesinden sonra onbinlerce atama bekleyen öğretmen adayı isyan etti.
Seslerini, öğrenim kredisi faiz affının Meclis'ten geçip yasalaşmasında da öncü olan haber7.com'dan duyurmak isteyen mezunlar, atama yapılacak 15 bin kadronun 8 bininin okul öncesi öğretmenliğe diğer kalan kısmının da diğer bölümlere dağıtalacağı haberine yorum yağdırdılar..
Atama bekleyen mezunlar, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'ya seslenerek 'Bu yıl öngörülen kadro sayısı çok az. yıllardır ne çektiğimizi bir biz bir de ailemiz biliyor. Lütfen mağduriyetimizi giderin' çağrısında bulundular...
Bir haber : Özcan harç zamlarını böyle savundu
Diğer EĞİTİM haberlerini okumak için tıklayınız...
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, üniversite harçlarına yapılan zamlara ilişkin elşeştirleri kabul etmedi. Ailelerin de taşın altına elini koyması gerektiğini savundu.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, özel okulların, dershanelerin fiyatları konusunda ses çıkarmayanların üniversite harçlarına yapılan yüzde 8'lik zam karşısında ''dünya yıkılmış gibi'' davrandığını savunarak, üniversitelerde eğitim kalitesinin yükseltilmesi için, velilerin de elini taşın altına koymasını istedi.
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde (MAKÜ) incelemelerde bulunmak üzere Burdur'a gelen YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Vali İbrahim Özçimen'i ziyaret etti. YÖK Başkanı Özcan'a ilin eğitim durumuyla ilgili bilgi veren Vali Özçimen, ''Burdur OKS ve SBS'de 3 yıldır Türkiye şampiyonu olmaktadır'' dedi.
Ziyaret sırasında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Prof. Dr. Özcan, eğitim fakültelerinde öğrenim gören öğretmen adaylarının stajlarını, eğitim boyunca yaptırmak istediklerini belirterek, şunları söyledi:
''Öğretmenlikte okuyanları, okullarla daha fazla kaynaştırılması için stajlarını sadece son yıl değil, eğitim dönemi boyunca yaptırmak için planlar yapıyoruz. Esasında sadece öğretmenlikte değil, her dalda bunu yapmak istiyoruz. Meslek yüksekokullarında da gerçekleştirmek istiyoruz. Maalesef çok başarılı olamıyoruz. Almanya'ya giderseniz meslek okulları ile endüstrinin çok yakın, hatta iç içe olduğunu görürsünüz. Ama Türkiye'de bu iki müessese birbirinden kopuk çalışıyor. Üniversite endüstri işbirliği projeleri sayesinde bu sıkıntı aşılmaya başladı. Endüstri ile evlendirme işini yapabilirsek, çok daha iyi konuma geleceğiz.''
Prof. Dr. Özcan, üniversite harçlarına yapılan zamlarla ilgili bir soruyu cevaplandırırken de harçların artışıyla ilgili kendisine bir şikayet gelmediğini, daha önce öğrencileri sıkıntıya sokacak bir zam yapılmayacağını söylediğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ama basın her zaman öğrencinin maliyetini yayınlamak yolunu seçti. Geçen sene yüzde 8 enflasyon vardı. Bizim artışımız da yüzde 8. Yani hiç artırılmamış demektir bu. Bu rakamın üzerinde bir artış olan yer varsa bulun getirin yeniden konuşalım.''
DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE SIFIR HARÇ YOK
''Bana böyle bir teklif gelmedi, inşallah getirmezler. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde sıfır harç yok. Çin'de bile yüzde 25'ini öğrenci karşılıyor. Eğitim işi masraflı bir iştir. Buraya para harcanıyor. Ne olur velilerimiz de biraz elini taşın altına koysa çocuklarının eğitim kalitesinin artırılması için birazcık yardım etseler. Çocuklarınızı özel okula gönderiyorsunuz, milyarlarca lira veriyorsunuz. Dershaneye gönderiyorsunuz, milyarlar harcıyorsunuz. Hiç kimse konuşmuyor, ama üniversiteye gelince yüzde 8'lik zam yapıldığında dünya yıkılmış gibi gösteriliyor. Ben lise sondaki oğluma binlerce lira harcıyorum. Üniversitede okuyan büyük oğlumdan daha fazla para harcıyorum. Hiç sesim çıkmıyor. Dershane, özel okullar pahalı. Toplarsanız üniversiteye hazırlık için harcanan para, harçlardan daha fazla tutuyor. Belki de ikiye katlıyor.''
Prof. Dr. Özcan, fakir olup harç parasını ödeyemeyen öğrencilerden de kendilerine başvurmalarını istedi.
YÖK Başkanı Özcan, Burdur Valiliğinden sonra, Burdur Belediye Başkanı Sebahattin Akkaya'yı ziyaret ederek, bir süre görüştü.
Ziyaretin ardından Mehmet Akif Ersoy Üniversitesine geçen Özcan, üniversite senatosu üyeleriyle görüştü. Öğretim üyelerinin özlük haklarıyla ilgili yeni bir çalışma yaptıklarını belirten Prof. Dr. Özcan, şöyle konuştu:
''Öğretim üyelerinin yıllardır şikayet ettikleri konuların başında gelen özlük haklarıyla ilgili yeni bir çalışma içindeyiz. Performansa dayalı bir sistem getirmeyi düşünüyoruz. Birkaç ay içinde yeni düzenleme getirilecek. Ayrıca yakında çıkması beklenen Tam Gün Yasası'nda döner sermaye ile ilgili maddeyi de düzenledik. Dışarıda çalışan öğretim üyeleri, artık kazandıklarının çoğunu kendileri alacak. Daha önce dışarıya iş yapan öğretim üyelerinin kazançlarının yüzde 35'i kendilerine kalıyordu. Geriye kalan miktar ise üniversitenin oluyordu. Düzenleme yürürlüğe girdiğinde dışarıya iş yapan öğretim üyelerimiz kazandıklarının yalnızca yüzde 15'ini üniversiteye verecek. Geriye kalan yüzde 85'lik para kendilerinin olacak. Böylece dışarıda iş yapma ve gelirini artırma motivasyonu artacak. Her fakültenin bir döner sermayesi olacak. Böylece bütün fakültelerimiz dışarıda iş yapıp para kazanma şansını yakalayacaklar.
Bir gazete haberi :
günaydın:D gençler
yeni bir güne yeni bir programla herkese günaydın... herkes neden burada olduğunu yavaştan yavaşa bedenin yer yerinde hisederken uykusuz geceler şimdiden sorun olmaya başladı:D ve de sabah kahvaltılarıda aynı şekilde.
herkese günaydın iyiki varsınız iyiki buradasınız:P:P
atölyede görüşmek üzere:D:D
Another Brick In The Wall
Pink Floyd - Another Brick in the Wall [Altyazılı] from Dinendal Eärfalas on Vimeo.
Eğitim ilginç ve birbirinden farklı yetişen ağaçların aynı ebatlarda suntalara dönüştürme sürecidir
sözüne ithafen
KATILIMCI GENÇLERE ÖZLÜ SÖZLER
davranış kalıplarını değiştirmeye istekli olması ve yeni çözümler denemesi anlamına geliyor.
uyduğu sürece kabul edip, uymadığı zaman reddedemeyiz…
kuşaklar arası diyaloga girmeye gönüllü olmaktır.”
Farkındalık Ne Sağlar ?


ı drove all night

Malesef Türkiyede çok şey öğretmenin yaralı olacağı düşünülmüştür ama bir genç olacak bizlerin bir yöne dağılması daha mantıklıdır bize gerekmeyecek konuların öğretilmesi ne kadar anlamlıdır.. Eğitim bizde aynen "ilginç ve birbirinden farklı yetişen ağaçların aynı ebatlarda suntalara dönüştürme sürecidir"
Malesef Türkiyede çok şey öğretmenin yaralı olacağı düşünülmüştür ama bir genç olacak bizlerin bir yöne dağılması daha mantıklıdır bize gerekmeyecek konuların öğretilmesi ne kadar anlamlıdır..
Ama olumlu taraflarına da bakmak gerekir tabi ki mesela biz gençlerin hayatını kazanmak adına harcayacağımız fiziksel gücü zihinsel güce dönüştüren bir süreçtir.
yıllar boyu durmadan değiştirilen ve biz gençleri bir nevi hedef tahtası haline getiren bu eğitim sistemi hala oturmamıştır kim bilir bu uğurda ne kadar genç kendi istediği mesleği değilde bir başka mesleği seçmiştir..
mesela friedrich nietzscheye göre eğitim kamu yararı adına bireylerin yok edilmesidir..
Neden'' Toplum değil de ''SİVİL TOPLUM''

Toplumsal bağlamda ortaya çıkan uzlaşmama noktaları insanoğlunun hep savunma durumunda bırakmıştır. Öte taraftan zamanla toplumları oluşturan insanların gereksinimlerinin çeşitlenmesi toplumsal hiyerarşinin artması ve sınıflar arası çıkar çatışmalarının başlamasıyla kutuplaşma artmış,insanlar ortak amaçlar çevresinde kenetlenmiş ve örgütlü mücadelenin hatları netleşmiştir.
Bu noktadan bakıldığında yukarıda da sözü edilen ve belirli bir hiyerarşi noktası yaratan ''kamu veya devlet''anlayışının içerisinde toplumları oluşturan insanların yer alması sağlamak ve o hiyerarşinin içinde bir takım kesimlerin oluşturduğu ''sivil toplum'' örgütlenmeleri gündeme gelmeye başlamıştır.
Aktif ve katılımcı genç arkadaşlarıma teşekkürler....
KATILIMIN ÖNÜNDEKİ TABULAR ENERJİNİZLE ERİYOR
TEMA buna sesleniyor
Gençken enerji doluyken haykırmaya harekete bu kadar istek ve özveri gösterirken karşilaştiğimiz sorunlarin çözümünde KATILIM ımdan tırsan bir toplumdan tırsmadan bunu anlayarak , çözümlemenin tam zamani
yerellerin tema işleyişinden yada etkisinden haberi mi yok?
Var ! Yok! Var! Yok! YOK !
GENÇLİK VE SİVİL TOPLUM
genç"sen" katıl
gençlerin en aktif ve fikirsel boyutta türkiyenin en iyi vakfında gönüllük yapan bir kişi olarak artık olaylara gençlerle ilgili olaylara müdahele etme zamanı geldi ve geçiyor diyterek biz gençler bu yolla kendi gelişimize katkı sağlamasının yanında artık daha fazla gençe ulaşmaya çalışma için atölyede kafa patlatacam. şimdiden herkese duyrulur:D:D
hadi iyi geceler:D:D
GE (N) Ç !!
Kültürel çeşitliğin zengin dokusunun tüm topraklarına sindiği bir ülkede yaşamının hazzını yaşarken bu hazza arabadan iner inmez yağmurlu , nemli bir kentin sabahına uyanmanın şaşkın mahmurluğu karıştı. Bir kente yabancı olmak , şaşkın bakışlar taşımak ,keşfetmenin heyecanı gibi çapraşık duygular basar yürekleri o an. İşte Samsun !
Geçen sene tema olarak kabul edilen Gençlerin Katılımı temasının somut , elle tutulur resmini çekmeye geldiğim ve bu resmi yerel örgütlenmemle paylaşıp katılım konusunda yeni ufuklar açmak gibi bariz hedefi vardı Samsun ' da oluşumun.
Tanışma ve kaynaşmanın ardından yavaş yavaş başlayan atölyede aynı kaygıyla gelen ve atölyeden benzer benlentiler içinde olan genç katılımcılardan oluşmuş güzel , heyecanlı bir grubun içinde buldum kendimi.
İlk gün itibariyle atölyeden edindiğim izlenim yararlı ve zevkli bir paylaşım içinde Gençlerin Katılımını farklı açılardan açmazlarından kurtarıp , yeni araç ve yöntemlerle Sivil Toplum alanında gençlerin merkezde olacağı bir noktaya geleceğimizi düşünüyorum.
Yarın gençlerin !
HEY GENÇ HAREKETE GEÇ!!
Samsun'da gençlerin katılımı atölyesiylede bu yolda daha sağlam adımlarla nasıl yürürüzü konuşup tartışıyoruz..
İlk gün, neler biliyoruz ve tema olarak nerdeyizi konuştuk. Burada yaptıklarımızı blogumuzda sizlerle 3 gün boyuncada paylaşmaya devam edeceğiz.. Bizi takip edin..:)
sevgi çiftçi
paütog
ATÖLYE KATILIMCILARI
Büyükanneden masallar: Küçük Kara Balık

Atölyenizi Yaratın
Sevgili Atölye Katılımcıları,
Şu an, kendi atölyenizi yaratmaya başlıyorsunuz. Ve bunun ilk adımı olarak, 3 günün blogunu oluşturacaksınız.
Blog’a giriş konusunda sıkıntı yaşayanlar, lütfen bana ulaşsınlar.
Sevgiler.
21 Ağustos 2009 Cuma
Gençlik Katılımı ve Eylem Planı (1)

Bugün yaptığımız tartışmaların birinde gençlerin ciddi anlamda sorunları olduğundan ve gençler olarak bu sorunların çözümünde yapabileceğimiz katkılardan söz ettik.
Fakat bunun yanında sorunların çözümünde gençlerin bir sorun çözücü olarak görülmediğini ve çözüm önerilerinin genel olarak önemsenmediğini belirttik.
Kişisel düşüncem şudur ki; eğer gerçekten istenirse, sağlam bir altyapı oluşturulur ve etkili bir eylem planı hazırlanırsa, gençler bu sorunları çözer.Çünkü gençler bu güce sahipler !
Toplum Gönüllüleri Vakfı'nda çalışarak sesimizi gerçekten duyurabileceğimize inandık.Uzun süredir de "Gençlerin Katılımı" teması üzerinde önemli çalışmalar yaparak büyük yol katettik.Şimdi ise ihtiyacımız olan şey harekete geçmek diye düşünüyorum.Bunun için en iyi yer de bu atölye...
Hazırlayacağımız eylem planlarıyla tüm çalışmalarımızın asıl amacına ulaşabileceğine inancım sonsuz...
Uzun zamandır düşündüğüm ve üzerinde çalıştığım bir eylem planını sizinle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum :
Alternatif 19 Mayıs Kutlaması
Bayramınız değil, bayramımız kutlu olsun diyebileceğimiz; gençlerin kendilerine yakışır bir şekilde gerçek anlamda kendi katılımlarıyla hazırladıkları bir şenlik,şölen,kutlama...
Böylece hem gençlerin ne kadar büyük bir güce sahip olduğunu gösterecek hem de kendimize olan güvenimizi artırmış olacağız.Ayrıca yıllardır stadyumlarda dekorasyon olarak kullanılan genç arkadaşlarımızın da haklarını arayıp, yöneticilere bir anlamda mesaj vereceğiz.
Eğer bu fikir sizi biraz da olsun heyecanlandırıyorsa, geliştirmeye ve tartışmaya bekliyorum.
HAZIR MISIN ???
Hızlı bir başlangıç..
Bu atölyeden ve kendimizden beklentilerimiz, korkularımızla başladık çalışmaya.. Bireysel düşünceden başlayıp örgütlenme ve toplumda "genç" adına köşe kapmaca oynadık:) Temamızın geçmişi ve geleceği çok faydalıydı hafızaları tazelemek ve eksik kalan yönleri görmek adına.. Ve mum eşliğinde Küçük Kara Balık gecenin sonuna yakışır bi final oldu:)
Az zamanda çok iş ve güçlü bir ekip çalışması bekliyor bizleri.. Her şey gençliğin katılımı adına..
1. Günümüz :)
GeNçLeR SaMSuN'Da ToPLaNıYoR,SeN NeReDeSiN?...:)
